ANASAYFA
KÖYÜMÜZÜN TARIHÇESI
FOTOGRAFLAR
RADYO
MUSKAN TV
ViDEOLAR
MESAJ YAZ
MESAJLARI OKU
KÜLTÜR-SANAT
DOST SiTELER
YAZARLARIMIZ
SiiRLER
EYLENCE
BILIM VE TEKNOLOJI
MÜZIK VE KiLiPLER
TV- GAZETE-HABER
ZAZACA-TÜRKÇE SÖZLÜK
ARSiV - Blog
TELEFON NUMARALARI
Muskan Köyü


          



                  
Hazirlayan: Jeofizik Müh. S.Akdeniz

Deprem,31.05.1946 tarihinde saat 5:15 te 39.3` kuzey enlemi, 41.2` dogu boylaminda Richter ölcegine göre 6 büyüklügünde meydana gelmis ve yaklasik 17sn sürmüstür. Fayin kirilan bölümü ,Kuzeyanadolu Fay kusaginin Van gölüne dogru uzanan bölümünde ,7-8 km genisliginde 30km uzunlugunda ve N 50 W dogrultusundadir(Harita1)

Harita1:Kuzey Anadolu fay hattinin 31 mayis 1946 daki kirilan bölümü

Deprem sonucunda 839 kisi yasamini yitirmis,349 kisi yaralanmis ve 1986 yapida yikilmis yada hasar görmüstür.Depremde hasar gören bölgenin nüfusu yaklasik olarak 13 000 ve bina sayisi 2350 olduguna göre ,insan kaybi %6,4 bina kaybi %84 olmustur. insanlar depremin olus zamaninda evlerinden cikip calismaya gittiklerinden dolayi ölenlerin cogu yaslilar ve cocuklardir.Buna ragmen insan ve bina kaybi beklenenden fazla olmustur.Bunun sebebi,yapi sisteminin ve kullanilan malzemenin iyi olmamasidir.

Yerkabugu günlük hayatimizda bize sabit gibi gelir,fakat daima bir hareket halinde ve bir madde mübadelesi icindedir.Yerkabugunda iki cesit hareket vardir ve bunlar hassas aletlerle ölcülür.Bu hareketler;
1-Yatay hareketler
2-Düsey hareketler
Yerkabugunda yatay hareket yilda ortalama 3-3,5cm , düsey hareket ise 0,5-1cm kadardir.bu hareketler faylanmalara neden olur.

Yer katmanlarında oluşan şok dalgalarının sebep verdiği doğa olayına deprem denir.Deprem yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzeyini sarsma olayıdır.
Depremin nasıl oluştuğunu deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını ölçü aletleri ve yöntemlerini kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına "Sismoloji" denir. Sismologlar depremi çıplak gözle ve doğrudan gözlemleyemediklerinden bazı sayısal verileri veya çeşitli ölçümleri esas alarak depremleri analiz ederler. Bu yüzden temel olarak birbirinden farklı ama eşit derecede önemli iki ölçüm sistemiyle depremleri analiz ederler: büyüklük ve şiddet. Bir depremin sahip olduğu enerji büyüklük sistemiyle ,herhangi bir noktadaki sarsıntı yoğunluğu ise şiddet sistemiyle ölçülür.
Deprem şiddetini gösteren tabelaya Richter ölçeği denir. Depremin süresi ve şok dalgalarının kuvvetine göre sınıflandırılır.


Anadolu levhasi kuzeyden Avrasya levhasi ile güneyden Afrika ve Arap levhalari arasinda sikistirilmaktadir ve bunun sonucunda batiya dogru hareket etmektedir.(Harita2) Bu büyük baskı aniden büyük bir enerji boşalmasına neden olmakta ve seri depremler meydana gelmektedir. 1938'den beri Erzincan'dan süregelen ve gittikçe batıya adım adım ulaşmakta ve en son Düzce depremi ile güncelliğini korumaktadır(Tabela1).

Harita2:Plakalarin hareket yönleri

Tabela1: Kuzey Anadolu Fayi üzerinde olusan, 1939`dan bugune kadar büyüklügü 6,5 dan büyük  depremler.

Türkiye'de olan depremler :

28 Nisan 1903 – Malazgirt Sismik aletlerle ölçülen ilk depremlerden biri olan bu depremde 2626 kişi yaşamını yitirdi...

26 Aralık 1939 – Erzincan: Türkiye'nin bu yüzyılda yaşadığı en şiddetli deprem olan Erzincan depremi hâlâ hafızalarda. Kışın en şiddetli günlerinde Erzincan halkını vuran bu felakette açıklanan ölü sayısı 32 962. Bu depremin ardından yurt çapında yas ilan edilmişti. Yardım konvoyları soğukla da mücadele eden depremzedelere ancak iki gün sonra ulaşabildi. İlk kez depreme karşı önlemler tartışıldı; gazetelerde depremle nasıl yaşanması gerektiği yazıldı.

20 Aralık 1942 – Niksar/Erbaa da olan bu depremde 3000'e yakın insan ölmüş yaklaşık 6300 kişi de yaralanmıştı.

26 Aralık 1943 –Tosya/Ladik: 2824 kişinin yaşamına malolan deprem 7.7 büyüklügündeydi. 1 Şubat 1944 – Bolu/Gerede: 7.5büyüklüğündeki depremde 3959 kişi öldü çok sayıda insan evsiz kaldı.

31 Mayıs 1946 – Varto: Yazın başlangıcında yaşanan bu depremde 839 kişi yaşamını yitirdi 349 kişi yaralandı.19 Ağustos 1966 – Varto: Varto'nun karşılaştığı bu en şiddetli depremde 2394 kişi öldü 1489 kişi yaralandı.

28 Mart 1970 – Gediz: Gediz'de meydana gelen depremin ortaya koyduğu felaket tablosu: 1086 ölü 1260 yaralı.6 Eylül 1975 – Lice: 2385 kişinin öldü 3339 kişinin yaralandı.

24 Aralık 1976 Çaldıran/Muradiye: Yaşanan en büyük depremlerden biri olan bu depremde can kaybı 3840'tı. 497 kişi yaralandı birçok kişi evsiz kaldı. 30 Kasım 1983 – Erzurum/Kars deprem büyük hasara ve can kaybına yol açtı.Depremde 1155 kişi öldü 1142 kişi yaralandı.

13 Mart 1992 – Erzincan: Erzincanla birlikte Tunceli'yi de vuran bu depremde 653 kişi yaşamını yitirdi. Yaralı sayısıysa 3850 olarak belirlendi.

1 Kasım 1995 – Dinar: depremde ölü sayısı 94.
17 Agustos1999-İzmit 7.4 büyüklüğündeki depremde 50.000'e yakın insan ölmüştür.
12 Kasim 1999- Düzce 7.2 büyüklüğündeki depremde yaklaşık 2.000 kişi hayatını kaybetmiştir.


Yukardaki tabloya bakinca sadece sayilardan bahsedebiliriz….Ölenler sukadardi,yaralilar sukadar,Binle yüzbin ararasinda tahmin ediliyor diye.Ama sayilari önemsemeye baslayinca insanlardan bahsetmeyi unuturuz yavas yavas.1000 ölü lafinin bintane insanin enkaz altindan sag cikamadiginin gercekliginden uzaklastirir bizi ,rakamlar döner durur sürekli.Ve rakamlar büyür durmadan ama hic biri gözümüzle gördügümüz bitanesinin bizde yarattigi etkiyi yaratmaz.Onun icindirki kitaplar siirler önemlidir onlar sayilari anlatmaz bize….

Cemal Süreyya´nin bu siiride baska bi depremdir aslinda;

afyon garındaki küçük kızı anımsa, hani,
trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı;
varto depremini düşün, yardım olarak batı'dan
gönderilmiş bir kutu süttozunu ve sütyeni.

adam süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti,
karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sütyeni,
kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın;
tanrım gerçekten çocukluk günlerinizde mi?..

eşiklere oturmuş bir dolu insan
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

     


Bilim o kadar ilerledi ki artık kör insanlar dahi görmeye başlayabilecek. Intmedimplants isimli bir firma geliştirdiği göz implantı sayesinde, tamamen kablosuz olarak görüntünün göz implantına geçmesini başarmışa benziyor. Yapılan testlerde yaklaşık 50 yıldır görmeyen bir deneğin ışıkları ve objeleri seçebildiği gözlemlenmiş. Basın bülteninden anlaşıldığı kadarıyla işin başındalar fakat alınan yol heyecan verici.


Kan alırken yaşanan en büyük sıkıntı damarı bulamamaktır. Hemşirelerin en büyük sıkıntılarından birisi olan damar bulma işlemi için artık tehlikesiz bir yöntem var. Özel bir ışıkla damarların nerede olduğu hastayı delmeden görebilmek artık mümkün.



Robot dediğimizde aklımıza hep, bize hizmet eden, evi temizleyen şeyler aklımıza geliyor. Tabii ki, fabrikalarda çalışan arabaları monte eden robotlar da ilk sıralarda. Fakat belki de robotlara en çok ihtiyacımızın olduğu yer, insan vücudu. Gelecekte belki kolumuzun bir işlevini yerine getirecekler belkli de yürüyemeyen bir insanın yürümesini sağlayacaklar. Tamamen bağımsız olarak değil belki ama çalışmayan bir organın yerini alacaklar ve vücudumuzla uyumlu olarak çalışacaklar. Bunların bazı işaretlerini zaten görüyoruz.Her neyse, tanıtacağımız ürün böyle bir ürün değil. Bu ürün, insanları iyileştirmek için yapılmış. 2cm uzunluğunda, 1 cm genişliğinde. Vücudun içerisinde rahatça dolaşıp istenilen fotoğrafları çekebiliyor. Benzerleri daha önce de yapılmıştı ama habere göre, bu robot bazı tedaviler de uygulayabiliyormuş.



Gözlük soğan doğrandığında gözleri korumak için tasarlanmış. Bu gözlükte, o keskin kokunun gözünüze girebileceği hiçbir boşluk yok.



Tayvan da üretilen bu dvd player binlerce dolar harcadığınız ev sinema sisteminizin en şık elemanı olmaya aday.Teknik olarak çok fazla özelliği , güçlü ses çıkışları yok ama teknolojiden çok tasarıma önem veriyorsanız , bu dvd player sizin için güzel bir tercih olabilir.Duvara asılarak kullanılan bu dvd player tasarımına göre uygun bir fiyatla satılıyor.



2008 olimpiyatları için geliştirilen bir uygulama, GPS (global pozisyonlama sistemi) nerede olduğunuzu tespit edip, en yakın yemek, konaklama, vs gibi bilgileri size aktaracakmış. Ve yazdıklarınızı da istediğiniz dile tercüme edecekmiş. Henüz başlangıç ama yurtdışında aç ve yabancı kalmak eskisi kadar sorun olmayacak.



Sony'den yeni mp3 ve müzik oynatıcı. LCD ekranlı ve USB'li bu cihaz müziklerinizi yanınızda taşımanıza imkan veriyor. 1GB, 2GB, 4GB seçenekleri ile sunulan cihaz, 60 dakikada şarj olup, 30saat çalabiliyormuş.



Hava kadar hafif bir madde olan Aerogel bu aralar Internet'te çok bahsediliyor. Bundan yıllar önce havadan hafif bir madde bulunduğunu duymuştum, duyduğum bu olmalı. Havadan sadece 3 kat daha ağır olmasına rağmen bir cam kadar katı ve ağırlığından binlerce kat fazlasını taşıyabilen bir madde. Savunma sanayisinde ve başka yerlerde bu maddeyi sıklıkla görmeye başlayabiliriz. Bir firma küçük bir örneğini 30 Dolara satmaya dahi başlamış. Yani artık ticari bir ürün.



Stanford Universitesi'nin sağlık bölümünün yaptığı araştırma, beyin sayesinde duygularımızı yönetebileceğimizi gösteriyor. Bir grup insana fMRI (bir tip röntgen) sayesinde, verilen hissin (örnekte, sıcaklık) beyni nasıl etkilediğini ve bunu değiştirmek için yollar sunuluyor. Örneğin, sıcaklık verilirken başka bir şeye odaklanmak. Araştırma sonucunda sağlıklı deneklerin, sıcaklığı hissetmemeye başladığı görülüyor. Hissetiklerimiz de öğrenilen şeyler mi yoksa?



New York'taki Bloomingdales dükkanında yeni bir teknoloji test ediliyor. Müşteriler aynanın önüne geçip istedikleri giysinin üzerlernde nasıl durduğunu görebiliyorlar. Kıyafet denemeyi bir ölçüde hızlandıracak bu uygulama, 3 boyutlu kıyafet görsellerini ayna benzeri bir ekrana yansıtıyor, karşısına geçenler kıyafeti giymiş gibi kendilerini görüntüleyebiliyorlar.